21 Temmuz 2012 Cumartesi

Repatriation: Geri Dönüş İşlemleri

Wikipedia’da “repatriation” için “process of returning a person back to one's place of origin or citizenship” açıklaması yapılmış.  Benim anlatmak istediğim konu, expatriate olarak görev yapan kişinin, bu dönem veya dönemlerin sonunda, ülkesine dönüşü.

Eğer kendi ülkenizde çalışmaya başlayacaksanız, statünüz “expatriate” olmaktan çıkıp “yerel” statüsüne geri dönecektir.  Bu da yurtdışında faaliyet gösterirken faydalandığınız bazı imkanların sona ermesi anlamına gelebilir.  En başında da lojman desteği sayılabilir.  Unutmamak lazım ki, her şirketin farklı uygulamaları olacaktır. 

Geri dönüş ile ilgili vurgulamak istediklerim aşağıdaki gibidir:   

Nakil için Konsolosluk İşlemleri

Yurt dışından dönerken, ev eşyalarının ithalatında gümrüklerde vergi alınmaması için, konsoloslukta yapılması gereken bir işlem var.  Yurtdışında (yanılmıyorsam) 3 sene ve daha fazla kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları “Nakil İlmuhaberesi” işlemi yaptırıyor, konsolosluğumuzda pasaporta bir damga vuruluyor:  Örneğin benim pasaportuma (Açıklamalar kısmına):

TC Frankfurt Başkonsolosluğu
Pasaport Hamili Türkiye’ye kesin dönüş yapmıştır
4-7-2007

Şeklinde açıklama yazılıp, damgalanmıştı.  Bu işlem çok önemli, çünkü eşyalar Türkiye’ye geldiğinde gümrükte bu yazı gerekiyor, vergilendirme yapılmıyor.  Bizzat gidip, beyan işlemlerine katıldığım Ambarlı Gümrük Müdürlüğünde ise pasaporta aşağıdaki not düşülmüştü:

15-8-2007 tarihli sözlü beyan formuyla nakilhane hakkını kullanmıştır.
 
Oturma ve Çalışma İzinlerinin İptali

Yapılması gereken işlemlerden biri de, oturma ve çalışma izinlerinin iptali. Almanya’da bu işlem beni şaşırtacak kadar kolay ve zahmetsiz oldu (izinlerin alınmasına göre). Ben çalışma izin iptali için, çalışma iznini aldığımız büroya, oturma izninin iptali için, oturma iznini aldığımız yabancılar şubesine gideceğimi düşünüyordum.  Tek yaptığım, ikametimizin olduğu belediyeye gidip, ülke dışına taşındığımızı beyan etmek oldu.  Bunun dışında ben bizzat hiçbir işlem yaptırmadım. 

Nakliye İşlemleri

3 seneye yakın oturduğumuz evi, Alman nakliyeciler iki günde paketledi.  İlk gün 6 kişi, ikinci gün 5 kişi çalıştılar.  Bahşiş verdiğimde ve öğle yemeklerini ısmarladığımda sanırım şaşırdılar – tabi memnun oldular.  Almanya’dan Türkiye’ye evimizin nakliyesi 10.000 EU’ya mal oldu.  Ancak Türkiye’de evimize gelmesi 3 haftayı aşmıştı.  Deniz yolu ile gelen eşyalar, geminin 1 hafta geç kalkması sonucu normalden daha fazla sürede elimize geçti.  Malların gümrükten çekilmesi işlemi esnasında, benim de Beylikdüzü yakınındaki (Ambarlı) limana gitmem gerekti. Bu süre esnasında pasaportum 8 gün gümrükte kaldı.  Seyahat etme imkanım olmadı.

Diğer İşlemler 

Yaşanılan ülkeye göre farklı zaman ve prosedür gerektirebilir, ancak Almanya’da bu işlemlerin oldukça kolay olduğunu belirtmeliyim:

·         Sigorta, kasko iptalleri,

·         Ev-GSM telefon hatlarının, internetin iptali,

·         Kablolu tv aboneliğinin iptali,

·         Enerji (gaz, elektrik, vs) aboneliklerinin iptali,

·         Diğer üyeliklerin (spor kulübü, araba – örneğin Almanya’daki ADAC gibi, dergi-gazete vs) iptali,

·         Ev posta adresinin yönlendirilmesi, böylece belli bir süre ile gelecek mektupların yerel ofise ulaştırılması,

·         Banka hesaplarının kapatılması,

Aile ile İlgili

Geri dönüşte aile ile ilgili de birçok konu ortaya çıkıyor tabi.  Yeni eve yerleşme, çalışacak ise eşin iş arayıp bulması, çalışmaya başlaması, belki de araba alınması, çocuklar okul çağında iseler, okul bulunması, kayıt yapılması gibi. 

Eğitim ile ilgili önemli konular arasında transferin okulların tatil zamanlarına denk getirilmesi var.  Farklı zamanlarda transfer halinde ise, bazen çalışan dönerken, aile okulların kapanmasını bekleyerek, daha sonra dönebiliyor.  Benim oğlum henüz okul çağında olmadığı için böyle bir tecrübem olmadı.  Almanya’da da yuvaya gidiyordu, İstanbul’a döndüğünde de yuva eğitimine devam etti.  İstanbul’da yuvaya ilk başladığında çok mutlu idi, yuvada ilk günü bittikten sonra akşam bana “baba bu yuvada herkes Türkçe konuşuyor” diyerek hayret ve memnuniyetini dile getirmişti (Almanya tecrübesinde tüm yuvalarda Almanca konuşulur hissine kapılarak).

1 Temmuz 2012 Pazar

Merkez Ofis vs Yerel Operasyon

Uluslararası faaliyet gösteren bir şirketin hem yerel operasyon şirketinde (LOC – Local Operating Company) Türkiye’de, hem de bölgesel merkezinde (HQ - Regional Headquarters) Frankfurt’ta görev yaptım.  Doğal olarak her ikisi de birbirinden çok farklı çalışma şekillerine ve ortamlarına sahipler.  Ve bu çalışma şekilleri herkesi mutlu etmeyebilir.  Bu yüzden bu konuyu kısaca vurgulamak istiyorum. 

Merkez Ofis:

·         Merkez ofisin temel görevi kendisine bağlı kardeş firmaların çalışmalarını kontrol etmek, genel olarak bölge çapında karlı bir operasyon yapılmasını sağlamaktır,

·         Her kardeş firma kendi hedefleri doğrultusunda faaliyet gösterdiği için, zaman zaman bunlar grubun genel çıkarlarına dikkat etmeyebilirler, işte merkez ofis bu durumlarda insiyatif alır ya da almalıdır,

·         Merkezi ofisin temel fonksiyonları arasında finans, hukuk, insan kaynakları, kurumsal iletişim, sosyal sorumluluk gibileri mevcuttur,

·         Merkez ofiste tüm grubun başkanı ve onun destek ekibi bulunur, bir nevi Genelkurmay gibi en üst düzey komutanın, Başkanın bulunduğu ofistir,

·         Direk müşteri takibi olmadığı için benim cansız ve donuk, diğer insanların sessiz şeklinde adlandırabileceği bir ortam mevcuttur, kütüphane ortamı da diyebiliriz,

·         Dönemsel olarak kardeş firmalardan gelen yöneticiler ile düzenli toplantılar yapılabilir, yine şirketin genel merkezinden gelen üst düzey yöneticiler ve müfettişler bu ofisi ziyaret edebilir,

·         Ancak çoğu zaman ofis çalışanları da seyahattedirler:  Yerel operasyon firmalarını düzenli ziyaret ederler,

 Yerel Operasyon Şirketi

 ·         Yerel operasyon şirketinin temel görevi sorumlu olduğu ülke veya ülkelerde pazar payını en yüksek seviyeye getirmek, karlı bir faaliyet göstermektir,

·         Ofis (satış, pazarlama, müşteri destek, teknik servis) fonksiyonlarına ek olarak üretim (fabrika) veya stok (depo) faaliyetleri olabilir,

·         Yerel pazardaki potansiyele veya gelişmişlik düzeyine göre sırası ile:

o   Farklı bir ülkedeki şirket tarafından uzaktan takip (ziyaretler ile),

o   Ülkede distribütör(ler) ve-veya toptancı(lar) oluşturulması,

o   Home ofis, liaizon ofis veya temsil ofisi kurulması,

o   Şirket kurulumu,

o   Gerekiyorsa farklı şehirlerde şube açılması,

o   Depo(lar) kurulması,

o   Fabrika(lar) kurulması,

·         Tüm bunlar yapılırken yerel bir firma ile ortak hareket edilebilir veya yerel kanunların elverdiği sürece 100% kendi sermayesi ile faaliyet gösterilebilir,

Yukarıda anlattığım genel ve bir anlamda klasik ayırım, şirketten şirkete, hatta endüstriye göre değişebilir.  Şirketlerinde farklı zamanlarda farklı yönetim ve faaliyet şekilleri olabiliyor.  Her geçen gün, yeni uygulamalara geçiliyor.  Merkezi fonksiyonlar, yerel şirketlerce paylaşılmaya başlıyor.  Örneğin bazı şirketler Türkiye operasyonlarına giderek daha fazla bölge takibi veriyorlar (Türkiye dışındaki ülkeleri de).  Öte yandan merkez ofislere, operasyonel fonksiyonlar da tanımlanabiliyor:  Key Account Sales, Global Marketing gibi bölgesel (hatta global) müşteri takibi veya Brand, Product, Category Management gibi Marka, Ürün yönetimi gibi.

İster genel merkezde olsun, ister yerel operasyonda olsun, expatriate olarak çalışmayı değerlendiren kişinin, teklifi kabul etmeden önce ne iş yapacağını bilmesi, ve bu işin kendisini tatmin edip etmeyeceğini değerlendirmesi çok önemli.  Sadece yurt dışında çalışmış olmak için, herhangi bir işi kabul etmek, ileride hayal kırıklıkları, iş tatminsizliği ve zaman kaybına yol açabilir. 

23 Haziran 2012 Cumartesi

Almanya’daki Çalışma ve Oturma İznim ile İlgili

Öncelikle süreç tahmin ettiğimden uzun ve karmaşık oldu.  Şaşırtıcı sürprizler ile de karşılaştık.  Örneğin Alman yetkililerin aile birleşimi işlemi için eşimden, İstanbul’daki konsoloslukta önceden bildirilen belgelerden daha fazlasını, başvuru esnasında istemeleri, web sitelerinde yeterince bilgi bulundurmamaları bizi şaşırtmıştı.  Telefon ile bilgi almakta oldukça zordu. Gelin, görüşme esnasında konuşun cevabı alınıyordu. 

Şirketimizde o ana kadar Türkiye’den yurtdışına transfer olan ilk Türk olduğum için, yerel Türk şirketimizin altyapısı yetersizdi, insan kaynakları departmanı daha önce böyle bir prosedür takip etmemişti.  Şu anda düşündüğümde, keşke bir danışmanlık şirketi ile çalışılsaydı diyorum.  Biraz "yaşa ve öğren" oldu benimkisi şirketimiz için.  Benden sonra yurtdışına atanan arkadaşlarım için ise, öğretici bir tecrübeydi.  O arkadaşlarımın işlemleri daha bir birikimli olarak takip edildi. 

Almanya’da ikamet adresim Heusenstamm’da olduğu için, tüm oturma iznine dair işlemlerimi Dietzenbach’taki yabancılar dairesinde hallettik.  Önce ben tek başıma, İstanbul’dan aldığım geçici vize ve sonradan Frankfurt’ta aldığım çalışma izni ile başvurup, bir seneliğine aldım.  Daha sonra aile birleşimi için ailem İstanbul’dan aldıkları geçici vize ile başvurup (benden 3 ay kadar daha geç tamamlandı), oturma izni aldılar.  Bu bir senenin sonunda, üçümüz tekrar başvurduk ve bu sefer iki senelik oturma süresi aldık.  Sonuç olarak ben pratikte Temmuz 2004’te yerel şirketimizden ayrılıp, Frankfurt ofis için çalışmaya başladım.  Çalışma ve oturma izinlerimin tamamlanması sene sonunu buldu ve yerel şirketin bordrosundan Aralık 2004 sonunda çıktım.  Almanya’daki şirketimizin bordrosuna Ocak 2005’te girdim.  Ailem ise anca bu aşamada aile birleşimi işlemlerine başladı ve Mart 2005 gibi tamamlandı.  Nisan ayında Almanya’da yaşamaya başladılar.

Küçük bir not, bu vizelerimiz pasaportumuzda olduğu sürece hem Schenghen vizesine ihtiyacımız olmadan Avrupa’da seyahat ettik.  Hem de yurtdışı çıkış harcında ailece muaf tutulduk.

Ben veya ailem herhangi bir dil kursu zorunluluğuna tabi tutulmadık.  Veya Almanca bir dil sınavına.  Ancak benden sonra Almanya'da farklı bir şirketimize atanan arkadaşımın eşi, yasal zorunluluk üzerine Almanya'da dil kursuna devam etti.  O dershane de iken, küçük çocukları da diğer katılımcıların çocukları ile aynı yuvaya devam etti.

17 Haziran 2012 Pazar

Resmi İşlemlere Dair Konular

Muhakkak her ülkenin kendine has kanun ve yönetmelikleri var.  Avrupa Birliğinde yer alan ülkeler arasında bile, oturma ve çalışma izin prosedürleri arasında çok büyük farklılıklar olabiliyor.  Sonuçta her ülke istihdam önceliğini kendi vatandaşlarına veriyor.  Expatriate pozisyonlarını mümkün olduğunca limitli tutmaya çalışıyor ve bu pozisyonda gelecek yabancıların ülkelerinde nadir bulunan uzmanlık ve yeteneğe sahip olduğunun belgelenmesini istiyorlar.  Son derece fazla resmi işlemin yer aldığı bu süreçte, biraz sonra açıklamaya çalışacağım faktörler öne çıkıyor.

Bazı firmalar tüm bu işlemlerin takibi için danışman firmaları görevlendirebilirler.  Danışman firma tüm işlemleri tamamladıktan sonra masrafları ve ücreti şirkete fatura edebilir.  Uzmanlaşmış danışman firmalar ile çalışmak vakit ve işgücü kazandırabilir.  Alternatif olarak ise şirketin merkezindeki ve-veya yerel insan kaynakları ve personel departmanları bu işlemleri takip edebilir.  Özellikle çok sayıda expatriate çalıştıran ve rotasyonuna tabi tutan firmaların ikinci yöntemi tercih etmeleri mümkündür.  Çok sayıda expatriate bulundurmayan firmaların ise, gerek altyapı yetersizliğinden, gerekse maliyetleri (sadece masraf değil, zaman maliyeti de) göz önüne alarak birinci yöntemi dikkate almaları faydalı olacaktır.

Çalışma İzni Prosedürü ve Süreci:  Yeni çalışılacak ülkeden çalışma izni almak için prosedür nedir?  Bu expatriate’ın vatandaşlığına göre değişebilir.  Örneğin Almanya’da geçici olarak çalışacak bir ABD, Fransa ve Türk vatandaşları farklı prodesürlere tabi tutulabilirler. Resmi olarak olmasa da pratikte farklılıklar ortaya çıkabilir.  Bu süreç esnasında expatriate hangi ofiste ne görev yapacak?  Nasıl ücretlendirilecek?  Prosedürleri kim, nasıl takip edecek?

Oturma İzni Prosedürü ve Süreci:  Çalışma izni aldıktan sonra expatriate ve ailesinin oturma izin prosedürleri nedir?  Ne kadar sürecek?  Expatriate ve ailesi farklı prosedürlere tabi mi?  Farklı süreçlerde izin alınıyorsa, aradaki zaman farkında exptriate ile aile nerelerde ikamet edecek?  Prosedürleri kim, nasıl takip edecek?

Sosyal Sigorta Sistemleri:  İki ülke arasında anlaşma var mı?  Varsa hangi prosedürler takip edilecek?  Yoksa nasıl takip edilecek?  Orjinal ülkedeki sosyal sigorta sisteminden çıkılacak mı?  Çıkılırsa geri dönüşte aradaki fark nasıl telafi edilecek?  Şirket tarafından mı, kişisel olarak mı?  Eşin sosyal sigorta işlemleri ile ilgili bir kural var mı?  Prosedürleri kim, nasıl takip edecek?

Vergi İadeleri:  Yurtdışında görev yapıldığı sürece ödenen vergiler ile ilgili kurallar nedir?  İki ülke arasında çifte vergilendirmeye karşı anlaşma var mıdır?  Vergi iadelerine dair kanun ve prosedürler nedir?  Prosedürleri kim, nasıl takip edecek?

9 Haziran 2012 Cumartesi

Aile ile İlgili Konular:

Expatriate görevi esnasında bozulacak aile düzeninin en az hasarla gerçekleşmesi bu maddedeki şartlarla doğru orantılıdır.  Şirketler expatriate’larından verim alabilmek için, aileler ile ilgili şartlara azami önem gösterirler ya da göstermelidirler.   Eğer aile mutlu, huzurlu ve sağlıklı olmaz ise, çalışan verimli olamaz.  Hele yurtdışında çalışmak üzere tüm aile düzenini bozan bir kişi, bu tip problemler ile karşılaşır ise, işine konsantire olamaz, performans sergileyemez.  Bazen sürenin hemen dolmasını ve bir an önce ülkelerine geri dönmeyi dilerken, bazen de süre bitmeden geri dönmek isteyebilir.  Ailelerin ayrıldığı, boşanmalar ile sonuçlanan evliliklerde rastlanmayan durumlar değildir.  Bu sebeplerden aşağıdaki konuların transfer döneminde tartışılmasında fayda olacaktır:

Sağlık Sigortası ve İlgili Konular:  Çalışanın aile bireyleri özel olarak sigortalanacak mı?  Harcamaların tümü mü kapsanacak yoksa belli bir oranı mı?  Anlaşmalı kurumlar hangi ülkelerde geçerli olacak?  Hangi masraflar ne gibi limitler ile karşılanacak?  Düzenli bir check-up hakkı var mı?  Limit ve kapsamı nedir?

Evsiz Dönemdeki İkamet:  Ev ve ülke değiştirme esnasında aile nerede ikamet edecek?  Masraflar hangi limit ve kurallar ile karşılanacak?  Eğer transfer okul devam ederken gerçekleşirse, ailenin ikameti sömester sonuna kadar nasıl gerçekleşecek?

Çalışma Hayatı Tazminatı:  Transfer öncesi çalışanın eşi çalışıyor ise, yurtdışında yaşamaya başlayacak olmaktan dolayı işinden ayrılması tazmin edilecek mi?  Edilecek ise, ne kadar süre ve hangi oranda tazmin edilecek?  Yurtdışında çalışma hakkı varsa, iş bulması için destek var mı?  Ya da görev süresi sonunda, yaşanan ülkeye dönüldüğünde iş bulma desteği var mı?

Okul:  Çocuk ve çocukların öğrenim masrafları hangi oranda ve limitte karşılanacak?  Eğitim öncesi (anaokul-kreş gibi) kurumların masrafları karşılanacak mı?  Yüksek öğrenim giderleri için bütçe var mı?

20 Mayıs 2012 Pazar

Maaş ve Gelir Paketine Dair Konular:

Genelde expatriate ile yerel yöneticiler arasında hem maaş hem de gelir paketine dair expatriate lehinde farklılıklar vardır.  Expatriate kendi düzenini bozarak, evi ve ülkesini geçici olarak geride bırakmış, farklı bir ülkede belli bir süre çalışmayı ve yaşamayı varsa ailesi ile beraber kabul etmiş kişidir.  Şirketi de farklı maaş ve gelir paketiyle bu durumu tazmin eder.  Transfer öncesi konuşulup, teyitleşilmesinde fayda olan konular:

Maaş: Anlaşma/teklif net mi, brüt mü?  Brüt ise çalışılacak ülkedeki kanunlara göre net maaş ne olacaktır?  Anlaşma/teklif aylık mı, yıllık maaş mı? 

İkramiye:  Sabit gelire ek olarak komisyon (satış veya karlılık üzerinden) ve/veya ikramiye (yıllık net veya brüt gelir üzerinden belli bir oran) var mıdır?

Ödeme Şartları:  Hangi kur üzerinden ödenecektir?  Ödeme hangi ülkede gerçekleştirilecektir?  Çalışılacak ülkede ödenecek ise, yurtdışı transferlerinde problem var mıdır?  Hangi zaman diliminde ödenecektir?  Örneğin maaş her ayın ilk üç günü, ikramiye Ocak ayının son haftası vb gibi.

Özel Emeklilik Fonu:  Şirket çalışılacak ülkenin resmi sosyal sigorta kurumuna ek olarak, expatriate için özel bir emeklilik programı sağlayacak mıdır?  Ya da bir başka deyişle, yerel şirketinde böyle bir program var ise, transfer sonrası devam edecek midir? 

Sağlık Sigortası ve İlgili Konular:  Özel bir sağlık sigortası sağlayacak mıdır?  Kapsama alanı ve limitleri ne olacaktır?  Ödeme oranı ne olacaktır (şahıs katkı payı olacak mıdır)?  Hangi ülkelerde geçerli olacaktır?  Çok seyahat edilecekse, bu bölgelerde geçerli olacak mıdır?

Hayat Sigortası:  Paket hayat sigortasını içermekte midir? Riskli ülkelere seyahat halinde, şirket çalışana özel bir hayat sigortası yaptıracak mıdır?

Ulaşım:  Yaşanacak ülkedeki ulaşım nasıl olacak?  Çalışana ve aileye şirket arabası sağlanacak mı?  Sadece çalışana araba verilecek ise, eşin arabası için bir destek var mı?  Araba kullanmanın riskli olduğu bir ülke ise şöför imkanı var mı?  

İletişim:  İletişim için ne gibi imkanlar var:  Çalışana ve eşe cep telefonu, eve hat, internet erişimi vb gibi.  

Diğer Araçlar:  Başka ne gibi araçlar sağlanıyor?

Çalışma Takvimi:  Sadece yerel çalışma takvimi mi dikkate alınacak?  Yoksa çalışanın kendi ülkesindeki dini ve milli bayramlar da dikkate alınıyor mu?  Yerel çalışma takviminin dikkate alınmadığı durumlar da söz konusu olacak mı?

Seyahat Harcırahı:  Yerel şirketin o ülkenin kanunlarına istinaden harcırah kuralları mı geçerli olacak?  Yoksa expatriate’lara özel uygulama var mı?

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Ev Kriterleri

Ev alternatiflerini araştırırken Frankfurt ofisimden bir arkadaşım ve onun organize ettiği bir emlakçı bize yardımcı oldu.  Ancak Avrupa’da internet üzerinden araştırmanında mümkün olduğunu, ve birçok satılık-kiralık ilanı olan emlakçı siteleri olduğunu belirtmeliyim.  Gelişmiş ülkelerde internet verimli olarak kullanılabilirken, az gelişmiş ülkelerde geleneksel yöntemler ile aramak dışında fazla bir alternatif yok.

Bize gösterilen evleri kıyaslamak ve kararımızı verirken bize yardımcı olması için, önceliklerimize göre bazı kriterler belirledik:

Coğrafi Konum - Bölge: Bu kriter, şehrin hangi bölgesinde kalmak istediğimize dair bir öncelik.  Biz örneğin şehir merkezinde kalmayı tercih etmedik.  Park problemi, şehir kalabalığı, park ve bahçelerden nispeten uzaklık, güvenlik ile ilgili bazı tereddütlerimizden dolayı Frankfurt şehir merkezinden dışarı çıktık.  Öte yandan, hem ofisime hem de oldukça sık seyahatlerimden dolayı havalimanına yakın bölgeleri araştırdık.  Burası da şehrin güney doğu bölgesi idi.

Güvenlik: Yurt dışında yaşanılacak eve karar verirken, doğal olarak seçilen bölgenin güvenliği ön plana çıkacaktır.  Tabi Avrupa ülkeleri genel olarak güvenli olarak bilinir.  Bu kriter daha çok az gelişmiş ülkelerde önemlidir denebilir. Ancak, iki örnekle konuyu derinleştirmek isterim.  Biraz önce belirttiğim gibi, ofisimde beraber çalıştığımız expatriate arkadaşım, bize yaklaşık 3-4 KM daha uzaklıkta, Frankfurt’a bize göre daha uzakta ev tutmuştu.  Hırsızlar evine girdi ve bayağı malzeme çaldılar.  Bir kısmını sigorta’dan alabildi.  Ancak evin tamir masrafları (kırılan pencere vs) sigorta kapsamında değildi ve oldukça yüksek masrafa yol açtı.  Yine bizim Almanya’da ikamet ettiğimiz dönemde ve sonrasında Türklerin de kaldığı bazı binalar kundaklandı.  Ne yazık ki yanarak ölen insanlarımız oldu.  O yüzden, kalacağınız ülke ne kadar gelişmiş olursa olsun, güvenlik faktörüne dikkat etmek lazım.

Apartman Büyüklüğü:  Kaç odalı bir ev istediğinize dair.  Almanya’da salonu da normal odadan sayıyorlar.  Dolayısı ile 3+1 gibi bir kavram yok.  Evler genelde düşük metrekareli.  Ancak kullanışlı.  Örneğin bizim evimiz 100 m2’lik 4 odalı (salon dahil) bir apartman dairesi idi.  Ancak bir banyo, bir tuvaleti, geniş salonu, büyük balkonu, kileri ile son derece geniş ve kullanışlı idi.  Evi görmeden sadece m2 büyüklüğüne bakarak eleseydik, bu kadar memnun kaldığımız evimizi göremeyecektik.

Mutfak:  Almanya’da kiralık evler iki şekilde kategorize edilebiliyor:  Mutfaklı olanlar ve mutfaksız olanlar.  Mutfaksız demek mutfak mobilyası ve beyaz eşyası olmayan anlamında, diğerleri gibi boş bir oda.  İnanması güç ama mutfaklı evlerin adedi çok az.  İnsanlar kendi mutfaklarını yaptırmayı tercih ediyorlar.  Bize alternatif olarak sunulan evlerin sadece yüzde 10’u mutfaklı idi.  Seçtiğimiz evinde mutfağı boştu.  Bir mutfak firmasına sipariş verdik ve yaklaşık 3000 EU maliyet ve 4 hafta sonrasında, mutfağımıza kavuştuk.  Biz boşalttıktan sonra evi kiralayanlar da, bizim mutfağımızı satın almayı kabul etmedi, kendi mutfaklarını yaptırdılar.  Bizim mutfakta, şirketimizin deposuna gönderildi.  Halen depoda kullanılıyormuş, ara sıra iş arkadaşlarım “geçen gün sizin mutfakta çay içtik” diyerek şakalaşıyorlar.

Müstakil – Apartman:  Almanya’da iki şekilde ev bulmak mümkün:  Apartmanda daire veya müstakil (bir, iki veya üç katlı) ev.  Biz müstakile benzer bir apartman tuttuk.  Giriş katında Alman bir aile, birinci katta ise biz yaşıyorduk.  Paylaşabildiğimiz bahçemiz vardı.  Ancak isteseydik müstakil, bahçeli bir evde tutabilirdik.  Müstakil evlerin temel dezavantajı bakım sayılabilir.  Bir kaç katlı bir evi temiz tutmak, apartmana göre daha zor.  Üstelik bahçe bakımı, kar yağdığında bina etrafının temizliği gibi sorumlulukları da var müstakil evin.  Apartman olduğu zaman bu sorumlulukları komşular ile paylaşabiliyorsunuz.

Kat No:  Eğer bir apartman dairesinde oturulacak ise, dairenin kaçıncı katta olduğu önemli.  Çünkü apartmanlarda genelde asansör yok.  Merdivenler bol bol kullanılacak. 
·         Çöpleri indirmek için,
·         Alışveriş torbalarını taşımak için,
·         Muhtemelen en alt kattaki kilerde bulunan çamaşır makinelerine gidip gelmek ve kirli/yıkanmış çamaşırları taşımak için,
·         Yine en alt kattaki depoyu kullanmak için,

Depo - Kiler:  Çok çocuklu aileler için kaçınılmaz bir öncelik olabilir.  Biz faydalandık ama evi seçmemizde çok öncelikli bir kriter değildi.

Çamaşır Yıkama Yeri:  Almanya’da çamaşır yıkama yerleri, genel olarak apartmanın dışında.  Genellikle en alt kattaki kilerin yanında, komşularca ortak kullanılan bir odada yer alıyor.  Bu ortak bölümde, her daire için elektrik prizleri, sıcak ve soğuk su muslukları var.  Apartman sakinleri çamaşır ve varsa kurutmak makinelerini bu bölümde tutuyor.  Çamaşır asacak yerde bırakılıyor genelde.  Eğer bu şekilde bir ev istemiyorsanız, müstakil sizin için daha uygun olabilir.  Yıkadığımız çamaşır için kullandığınız su ve elektrikte faturanıza dahil ediliyor.

Yeri gelmişken önemli bir hatırlatmayı da kurutma makineleri ile ilgili yapmak isterim.  Biz kurutma makinesini aldıktan sonra fark ettik ki, bir hava borusu ile apartman dışına açılan kapağa bağlamamız gerekli.  Şansımıza böyle bir kapak vardı.  Ancak kurutma makinesini kendi dairesine koyacaklar, veya hava kapağı olmayan kilerler için farklı bir çeşit kurutma makinesi varmış, alırken bu çeşidi terci etmekte fayda var (özellikle Türkiye’ye getirecekler için).

Park Yeri – Garaj: Şirket veya özel araçlarınızı park edecek açık veya kapalı yer mevcut mu?  Kapalı garajın avantajları, özellikle kışın buzlanmaya karşı bir önlem.  Aksi takdirde soğuk Frankfurt sabahları arabayı 5-10 dakika ısıtarak, camlardaki buzları çözmek gerekiyor.  Garajın başka bir avantajı da seyahatte iken arabayı bırakabilmektir.  Ancak garaj için ekstra kira ödenmesi gerekebilir.

Isınma Şekli:  Bu konuda alternatif var mı, bilemiyorum.  Biz bağlı olduğumuz enerji şirketine düzenli para ödüyorduk.  Sene sonunda da ödediğimiz ortalama ücretten fazla tükettiysek, ekstra para gönderirken, az tükettiysek, para iadesi alıyorduk.  Doğal gaz kullanılıyordu.  Odalarda radyatörler vardı.  Ancak kombi sistemi değil, merkezi bir sistem ile.

Toplu Ulaşım İmkanları:  Önemli kriterlerden biri, tutulacak ev ile toplu taşıma araç ve duraklarına ne kadar uzaklıkta olunacak?  Otobüs, tren ve metrodan faydalanılabilecek mi?  Aksi takdirde özel bir araç satın almak şart (eğer şehir merkezinde ev tutmadıysanız).  Almanya’da çok az taksi kullandık.  Taksilerin nispeten pahalı oldukları söylenebilir. Tren’e binmişliğimiz vardır.  Ancak daha çok şirket ve özel arabamızı kullandık.

Okul, Yuva – Hastane Yakınlık:  Bu kriter öncelikli ise, çocukların kullanacakları okula veya yuvaya karar verildikten sonra ev tutulabilir.  Yine sağlık ile ilgili hususlar var ise, hastane veya muayenehanelere yakın bir ev tutulabilir.

Park, Bahçe ve Alışveriş Merkezlerine Yakınlık:  Özellikle araba olmayacak ise, ev halkı için park-bahçelere, alışveriş merkezlerine yakınlık önemlidir.  Almanya’da takdir edilecek faktörlerden biri ise, her yerleşim biriminde büyük sosyal imkanlar olmasıdır.  Küçük veya büyük bir yerleşim birimi olmasına bakmadan, parklar, bahçeler, kapalı yüzme havuzları gibi herkesin çoğu zaman ücretsiz olarak kullanabileceği imkanlar mevcuttur.  Bunlara uzak olabilmek için bayağı çaba göstermek lazım.