29 Temmuz 2012 Pazar

Yurt Dışında Yaşamak

Yurt dışında yaşamaya karar vermek, belli bir süre için bile olsa, çok önemli bir karar.  Öncelikle alıştığın kültürden tamamen farklı bir kültüre gidiyorsun.  Evinden, ailenden, arkadaş ve sosyal çevrenden, alışkanlıklarından uzak kalırken, tamamen yeni bir eve, sosyal çevreye, şehir ve ülkeye alışmaya çalışıyorsun. Almanya’da kalışım benim hayatımda ikinci yurt dışı yaşama tecrübemdi.  İlki üniversiteden hemen sonra lisansüstü eğitimim için ABD’ye gidişimdi.  Ancak hem iş için olması hem de ailece gittiğimiz için, ilkine göre oldukça farklı bir tecrübe idi.   Bu bölümde, bir expatriate olarak yurt dışında yaşamaya dair fikir ve tecrübelerimi paylaşmaya gayret edeceğim.

Ortak Karar Vermek

Yurtdışında görev teklifi aldığımda, ilk cevabım eşimle konuşmam gerektiği oldu.  Ben bu teklifi değerlendirirken, bütün süreç boyunca eşimi en ince ayrıntısına kadar bilgilendirdim.  Kararı da beraber almaya çok özen gösterdim.  Eğer eşim en ufak bir tereddüt gösterse idi, belki de yurt dışı görevine gitmeyebilirdik.  Benden sonra da yurt dışı görevler teklif edilen tüm arkadaşlarıma öğüt vermişimdir.  Yurtdışında başarılı olmanın yolu, ailece mutlu, sağlıklı ve huzurlu olmaktan geçer.  Bunun içinde kararı verirken, en başından her bilgiyi çok açık olarak paylaşmalı, son kararı da beraber vermeli.  Yurtdışında mutsuz bir eş, huzursuz bir ev hayatına, o da başarısız bir iş yaşamına dönüşebilir.

Yurtdışı Seyahatleri

Yurtdışında yaşarken ailem ile mümkün olduğu kadar Almanya’yı, hatta Avrupa’yı gezip görmeye çalıştık.  Bunun yanı sıra farklı kıtalardaki bir kaç ülkeyi de görme fırsatımız oldu.  Bir kaç seferde iş seyahatimde ailemi yanımda götürdüm ve işim bitince izin alarak o ülkede kaldık.  Bazılarında ise direk tatil yapmak üzere gittik.

Benim hangi ülkede çalışıyor olursa olsun, expatriate olarak görev yapan veya yapacaklara kuvvetli önerim, yurtdışında gerek bulundukları ülkeyi, gerekse yakın ve oradan kolaylık ile gidebilecekleri diğer ülkeleri gezmeleri.  Bu hem ailece beraber zaman geçirmeye, yurtdışı tecrübesinde güzel ve eğlenceli hatıralar oluşturmaya katkıda bulunur, hem de bu ülkeleri tanımak adına iyi bir fırsattır.  Daha iyi tanıdığınız ülkelerde, iş yapma beceriniz artar.  Yerel çalışanlar ile ortak nokta sağlar.  Kişisel bilgi ve birikim için çok faydalıdır.  Ayrıca, Türkiye’de yaşayanlara göre bu seyahatleri gerçekleştirmek hem daha kolaydır, hem de daha ekonomiktir. 

Yerleşim ve Ev

Almanya’da üç sene boyunca Frankfurt merkezine yakın, Offenbach’a bağlı Heusenstamm kasabasında kaldık.  Bu evi hangi kriterlere göre seçtiğimizi daha önceki bölümde anlatmıştım.

Bir çok insanın gözünde bırakın yurt dışında yaşamak, İstanbul içinde ev değiştirme fikri bile kabuslara yol açabilir.  Bekar olanlar için belki daha kolay olabilir ama evli ve çocuk sahipleri için daha da zorludur.  Biz ailece eve amaç değil, araç olarak bakıyoruz ve taşınmak da hayatımızın alışılmış bir parçası haline geldi.  Taşınma şirketleri, taşınma öncesinde, sırasında ve sonrasında dikkat edilmesi gereken konular, faydalanılabilecek kontrol listeleri gibi konularda uzmanlaştık.  Yeni bir eve adaptasyon süremiz bir hafta kadar kısaldı.  Profesyonel taşınma şirketleri sağ olsun, artık taşınmak eski günlere göre çok daha kolay.  Hepimizin ailesinde veya tanıdıklarında taşınma hikayeleri vardır:  Eşyaların kendileri tarafından toplandığı, paketlendiği, temizliğin kendilerince yapıldığı, sadece bir kamyon tutulduğu meşakatli günler.  Şimdi mevcut eşyalarınızı hiç toplamadan, taşınma şirketi sizi yeni evinize aynı şekilde yerleştiriyor.

Bu kadar sık taşınmak tabi ki tercih edilir bir durum değil.  Avantajı var mı?  Benim hoşuma giden yönü, her taşınmada tüm eşyalar elden geçtiği için, kullanılmayan tüm eşyaların elden çıkarılması.  Aynı evde zamanla biriken kullanılmayan bir çok yükten kurtulmak.  Peki benim en sevmediğim bölüm hangisi?  Perde kısmı.  Her yeni evin, yeni perdelere ihtiyacı olur.  Ben de bu kısmı hiç sevmem doğrusu.

Ev değiştirirken dikkat edilmesi gereken bir hususta, nakliye esnasında oluşabilecek hasarlar.  Yurt içi taşınmalardan çok, yurt dışı taşınmalarında bu konuya dikkat etmek, mümkünse eşyaları sigortalatmak gerekiyor.  Ancak bu sigortalama işleminin de kademeleri var.  Bazı sigortalar hasarın belli bir yüzdesini öderken, bazıları % 100 karşılıyor. Sigorta yaptırırken bu konuyu mutlaka sormak lazım, aksi takdirde nakliyeciler standart sigortalama yapabiliyorlar (belli bir yüzdeyi tazmin eden).  

Seçimler

Yurtdışında yaşadığımız dönemde bazı seçimlere de denk geldik.  TC vatandaşı olarak, yurt dışında yaşasak da oy verme olanağı o dönemde olmadı.  Gördüğüm kadarı ile seçimlerde, sınırlara koyulan sandıklarda oy verme işlemi yapılabiliyor.  Örneğin İstanbul Atatürk Havalimanında nispeten uzun bir süre oy sandıkları ve yetkilileri duruyordu.  Ancak ABD gibi bazı ülkelerin uygulamaları, farklı ülkelerdeki büyükelçiliklerinde, veya önceden erleri duyurulmuş oy merkezlerinde, vatandaşlarına oy kullanma imkanı tanıyorlar.  Bizde henüz benzer bir uygulama yok ama olsa iyi olur.  Bildiğim kadarı ile devletimizin bu yönde çalışmaları var.

Japonya’da Deprem

Mart 2011’de Japonya büyük bir deprem ile sarsıldı.  Deprem’e alışık olan Japonya, hazır olmadığı büyüklükte bir Tsunami ile karşı karşıya kaldı.  Onbinlerce ölü ve yaralı dışında, nükleer tesislerinde uzun süre durdurulamayan sızıntılar, halkta önce panik yarattı.  Enerji krizi ortaya çıktı. Japonya’daki arkadaşlarım bana aşağıdakileri sıcağı sıcağına yazmıştı:

·         Enerji kısıtlamalarından dolayı asansörler bir süre çalıştırılmamış, onlarca katlı gökdelenlerin yangın merdivenleri fitness salonları gibi kokmaya başlamış,

·         Trenlerde çalışmamış, insanlar evden işe, isten eve gidip gelmede bir süre ciddi sıkıntılar yaşamış,

·         Cep telefonları uzun süre çalışmamış,

·         Marketlerde pil, konserve, gıda maddeleri tükenmiş,

·         Depreme yakın bölgelerde ise doğalgaz, su ve elektrik tamamen kesikmiş, insanlar arabalarında yaşamışlar bir süre, 200.000’e yakın kişinin yeri değiştirildi,

Deprem’den sonra ciddi huzursuzluk yaratan konular arasında nükleer sızıntının yayıldığı alan ile, bu bölgede yetiştirilen tarım ürünlerinin tüketimi oldu.  Yağmurda dışarı çıkılmaması, yağmur damlalarının direk tene değmesinin önüne geçilmesi istendi.

 Bu dönemde Japonya’da ikamet eden Türk expat’lar vardı.  Türk televizyonları bu aileler ile canlı yayınlar yaptı.  Bir kısmı Türkiye’ye dönerken, diğerleri Japonlar gibi ülkede kalmayı tercih ettiler.  Tokya acaba riskte miydi?  Japon yöneticiler halk ile bilgileri doğru paylaşıyorlar mıydı?  Yoksa ülkenin bu zor dönemi en az hasar ile atlatması için, bazı riskler toplum sağlığına rağmen alınıyor muydu?  Biz Tokyo’da expat olsaydık, ne yapardık? Ya da expat olarak yaşadığınız ülkede, bu tip doğal faaliyetlere karşı nasıl hazırlık yapmak lazım.  Böyle durumlarda nasıl hareket etmeli?

Sanırım ilk işlerden biri, bulunduğunuz ülke veya şehirdeki Türk büyükelçiği veya konsolosluğu ile bağlantıya geçmek en doğrusu.  Son zamanlarda ne zaman yurtdışında kriz meydana gelse (doğal veya değil), bu ülkelerdeki büyükelçilik görevlilerimiz son derece organize ve proaktif çalışıyorlar.  Türkiye’de, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kriz masaları kuruluyor.  Gerekirse tahliye çalışmaları yapılıyor.  O yüzden, ilerideki acil bir durumu göz önüne alarak, önceden büyükelçilik veya konsolosluk çalışanları ile kontak kurmak, acil durumlarda aranacak numaraları öğrenmek, ileride karşılaşılacak bir krizde, son derece faydalı olacaktır.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Repatriation: Geri Dönüş İşlemleri

Wikipedia’da “repatriation” için “process of returning a person back to one's place of origin or citizenship” açıklaması yapılmış.  Benim anlatmak istediğim konu, expatriate olarak görev yapan kişinin, bu dönem veya dönemlerin sonunda, ülkesine dönüşü.

Eğer kendi ülkenizde çalışmaya başlayacaksanız, statünüz “expatriate” olmaktan çıkıp “yerel” statüsüne geri dönecektir.  Bu da yurtdışında faaliyet gösterirken faydalandığınız bazı imkanların sona ermesi anlamına gelebilir.  En başında da lojman desteği sayılabilir.  Unutmamak lazım ki, her şirketin farklı uygulamaları olacaktır. 

Geri dönüş ile ilgili vurgulamak istediklerim aşağıdaki gibidir:   

Nakil için Konsolosluk İşlemleri

Yurt dışından dönerken, ev eşyalarının ithalatında gümrüklerde vergi alınmaması için, konsoloslukta yapılması gereken bir işlem var.  Yurtdışında (yanılmıyorsam) 3 sene ve daha fazla kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları “Nakil İlmuhaberesi” işlemi yaptırıyor, konsolosluğumuzda pasaporta bir damga vuruluyor:  Örneğin benim pasaportuma (Açıklamalar kısmına):

TC Frankfurt Başkonsolosluğu
Pasaport Hamili Türkiye’ye kesin dönüş yapmıştır
4-7-2007

Şeklinde açıklama yazılıp, damgalanmıştı.  Bu işlem çok önemli, çünkü eşyalar Türkiye’ye geldiğinde gümrükte bu yazı gerekiyor, vergilendirme yapılmıyor.  Bizzat gidip, beyan işlemlerine katıldığım Ambarlı Gümrük Müdürlüğünde ise pasaporta aşağıdaki not düşülmüştü:

15-8-2007 tarihli sözlü beyan formuyla nakilhane hakkını kullanmıştır.
 
Oturma ve Çalışma İzinlerinin İptali

Yapılması gereken işlemlerden biri de, oturma ve çalışma izinlerinin iptali. Almanya’da bu işlem beni şaşırtacak kadar kolay ve zahmetsiz oldu (izinlerin alınmasına göre). Ben çalışma izin iptali için, çalışma iznini aldığımız büroya, oturma izninin iptali için, oturma iznini aldığımız yabancılar şubesine gideceğimi düşünüyordum.  Tek yaptığım, ikametimizin olduğu belediyeye gidip, ülke dışına taşındığımızı beyan etmek oldu.  Bunun dışında ben bizzat hiçbir işlem yaptırmadım. 

Nakliye İşlemleri

3 seneye yakın oturduğumuz evi, Alman nakliyeciler iki günde paketledi.  İlk gün 6 kişi, ikinci gün 5 kişi çalıştılar.  Bahşiş verdiğimde ve öğle yemeklerini ısmarladığımda sanırım şaşırdılar – tabi memnun oldular.  Almanya’dan Türkiye’ye evimizin nakliyesi 10.000 EU’ya mal oldu.  Ancak Türkiye’de evimize gelmesi 3 haftayı aşmıştı.  Deniz yolu ile gelen eşyalar, geminin 1 hafta geç kalkması sonucu normalden daha fazla sürede elimize geçti.  Malların gümrükten çekilmesi işlemi esnasında, benim de Beylikdüzü yakınındaki (Ambarlı) limana gitmem gerekti. Bu süre esnasında pasaportum 8 gün gümrükte kaldı.  Seyahat etme imkanım olmadı.

Diğer İşlemler 

Yaşanılan ülkeye göre farklı zaman ve prosedür gerektirebilir, ancak Almanya’da bu işlemlerin oldukça kolay olduğunu belirtmeliyim:

·         Sigorta, kasko iptalleri,

·         Ev-GSM telefon hatlarının, internetin iptali,

·         Kablolu tv aboneliğinin iptali,

·         Enerji (gaz, elektrik, vs) aboneliklerinin iptali,

·         Diğer üyeliklerin (spor kulübü, araba – örneğin Almanya’daki ADAC gibi, dergi-gazete vs) iptali,

·         Ev posta adresinin yönlendirilmesi, böylece belli bir süre ile gelecek mektupların yerel ofise ulaştırılması,

·         Banka hesaplarının kapatılması,

Aile ile İlgili

Geri dönüşte aile ile ilgili de birçok konu ortaya çıkıyor tabi.  Yeni eve yerleşme, çalışacak ise eşin iş arayıp bulması, çalışmaya başlaması, belki de araba alınması, çocuklar okul çağında iseler, okul bulunması, kayıt yapılması gibi. 

Eğitim ile ilgili önemli konular arasında transferin okulların tatil zamanlarına denk getirilmesi var.  Farklı zamanlarda transfer halinde ise, bazen çalışan dönerken, aile okulların kapanmasını bekleyerek, daha sonra dönebiliyor.  Benim oğlum henüz okul çağında olmadığı için böyle bir tecrübem olmadı.  Almanya’da da yuvaya gidiyordu, İstanbul’a döndüğünde de yuva eğitimine devam etti.  İstanbul’da yuvaya ilk başladığında çok mutlu idi, yuvada ilk günü bittikten sonra akşam bana “baba bu yuvada herkes Türkçe konuşuyor” diyerek hayret ve memnuniyetini dile getirmişti (Almanya tecrübesinde tüm yuvalarda Almanca konuşulur hissine kapılarak).

1 Temmuz 2012 Pazar

Merkez Ofis vs Yerel Operasyon

Uluslararası faaliyet gösteren bir şirketin hem yerel operasyon şirketinde (LOC – Local Operating Company) Türkiye’de, hem de bölgesel merkezinde (HQ - Regional Headquarters) Frankfurt’ta görev yaptım.  Doğal olarak her ikisi de birbirinden çok farklı çalışma şekillerine ve ortamlarına sahipler.  Ve bu çalışma şekilleri herkesi mutlu etmeyebilir.  Bu yüzden bu konuyu kısaca vurgulamak istiyorum. 

Merkez Ofis:

·         Merkez ofisin temel görevi kendisine bağlı kardeş firmaların çalışmalarını kontrol etmek, genel olarak bölge çapında karlı bir operasyon yapılmasını sağlamaktır,

·         Her kardeş firma kendi hedefleri doğrultusunda faaliyet gösterdiği için, zaman zaman bunlar grubun genel çıkarlarına dikkat etmeyebilirler, işte merkez ofis bu durumlarda insiyatif alır ya da almalıdır,

·         Merkezi ofisin temel fonksiyonları arasında finans, hukuk, insan kaynakları, kurumsal iletişim, sosyal sorumluluk gibileri mevcuttur,

·         Merkez ofiste tüm grubun başkanı ve onun destek ekibi bulunur, bir nevi Genelkurmay gibi en üst düzey komutanın, Başkanın bulunduğu ofistir,

·         Direk müşteri takibi olmadığı için benim cansız ve donuk, diğer insanların sessiz şeklinde adlandırabileceği bir ortam mevcuttur, kütüphane ortamı da diyebiliriz,

·         Dönemsel olarak kardeş firmalardan gelen yöneticiler ile düzenli toplantılar yapılabilir, yine şirketin genel merkezinden gelen üst düzey yöneticiler ve müfettişler bu ofisi ziyaret edebilir,

·         Ancak çoğu zaman ofis çalışanları da seyahattedirler:  Yerel operasyon firmalarını düzenli ziyaret ederler,

 Yerel Operasyon Şirketi

 ·         Yerel operasyon şirketinin temel görevi sorumlu olduğu ülke veya ülkelerde pazar payını en yüksek seviyeye getirmek, karlı bir faaliyet göstermektir,

·         Ofis (satış, pazarlama, müşteri destek, teknik servis) fonksiyonlarına ek olarak üretim (fabrika) veya stok (depo) faaliyetleri olabilir,

·         Yerel pazardaki potansiyele veya gelişmişlik düzeyine göre sırası ile:

o   Farklı bir ülkedeki şirket tarafından uzaktan takip (ziyaretler ile),

o   Ülkede distribütör(ler) ve-veya toptancı(lar) oluşturulması,

o   Home ofis, liaizon ofis veya temsil ofisi kurulması,

o   Şirket kurulumu,

o   Gerekiyorsa farklı şehirlerde şube açılması,

o   Depo(lar) kurulması,

o   Fabrika(lar) kurulması,

·         Tüm bunlar yapılırken yerel bir firma ile ortak hareket edilebilir veya yerel kanunların elverdiği sürece 100% kendi sermayesi ile faaliyet gösterilebilir,

Yukarıda anlattığım genel ve bir anlamda klasik ayırım, şirketten şirkete, hatta endüstriye göre değişebilir.  Şirketlerinde farklı zamanlarda farklı yönetim ve faaliyet şekilleri olabiliyor.  Her geçen gün, yeni uygulamalara geçiliyor.  Merkezi fonksiyonlar, yerel şirketlerce paylaşılmaya başlıyor.  Örneğin bazı şirketler Türkiye operasyonlarına giderek daha fazla bölge takibi veriyorlar (Türkiye dışındaki ülkeleri de).  Öte yandan merkez ofislere, operasyonel fonksiyonlar da tanımlanabiliyor:  Key Account Sales, Global Marketing gibi bölgesel (hatta global) müşteri takibi veya Brand, Product, Category Management gibi Marka, Ürün yönetimi gibi.

İster genel merkezde olsun, ister yerel operasyonda olsun, expatriate olarak çalışmayı değerlendiren kişinin, teklifi kabul etmeden önce ne iş yapacağını bilmesi, ve bu işin kendisini tatmin edip etmeyeceğini değerlendirmesi çok önemli.  Sadece yurt dışında çalışmış olmak için, herhangi bir işi kabul etmek, ileride hayal kırıklıkları, iş tatminsizliği ve zaman kaybına yol açabilir.