Öncelikle
süreç tahmin ettiğimden uzun ve karmaşık oldu.
Şaşırtıcı sürprizler ile de karşılaştık.
Örneğin Alman yetkililerin aile birleşimi işlemi için eşimden,
İstanbul’daki konsoloslukta önceden bildirilen belgelerden daha fazlasını, başvuru
esnasında istemeleri, web sitelerinde yeterince bilgi bulundurmamaları bizi
şaşırtmıştı. Telefon ile bilgi almakta
oldukça zordu. Gelin, görüşme esnasında konuşun cevabı alınıyordu.
Şirketimizde o ana kadar Türkiye’den
yurtdışına transfer olan ilk Türk olduğum için, yerel Türk şirketimizin
altyapısı yetersizdi, insan kaynakları departmanı daha önce böyle bir prosedür
takip etmemişti. Şu anda düşündüğümde,
keşke bir danışmanlık şirketi ile çalışılsaydı diyorum. Biraz "yaşa ve öğren" oldu benimkisi şirketimiz için. Benden sonra yurtdışına atanan arkadaşlarım için ise, öğretici bir tecrübeydi. O arkadaşlarımın işlemleri daha bir birikimli olarak takip edildi.
Almanya’da
ikamet adresim Heusenstamm’da olduğu için, tüm oturma iznine dair işlemlerimi
Dietzenbach’taki yabancılar dairesinde hallettik. Önce ben tek başıma, İstanbul’dan aldığım
geçici vize ve sonradan Frankfurt’ta aldığım çalışma izni ile başvurup, bir
seneliğine aldım. Daha sonra aile
birleşimi için ailem İstanbul’dan aldıkları geçici vize ile başvurup (benden 3
ay kadar daha geç tamamlandı), oturma izni aldılar. Bu bir senenin sonunda, üçümüz tekrar
başvurduk ve bu sefer iki senelik oturma süresi aldık. Sonuç olarak ben pratikte Temmuz 2004’te
yerel şirketimizden ayrılıp, Frankfurt ofis için çalışmaya başladım. Çalışma ve oturma izinlerimin tamamlanması
sene sonunu buldu ve yerel şirketin bordrosundan Aralık 2004 sonunda
çıktım. Almanya’daki şirketimizin
bordrosuna Ocak 2005’te girdim. Ailem
ise anca bu aşamada aile birleşimi işlemlerine başladı ve Mart 2005 gibi
tamamlandı. Nisan ayında Almanya’da
yaşamaya başladılar.
Küçük bir
not, bu vizelerimiz pasaportumuzda olduğu sürece hem Schenghen vizesine
ihtiyacımız olmadan Avrupa’da seyahat ettik.
Hem de yurtdışı çıkış harcında ailece muaf tutulduk.
Ben veya ailem herhangi bir dil kursu zorunluluğuna tabi tutulmadık. Veya Almanca bir dil sınavına. Ancak benden sonra Almanya'da farklı bir şirketimize atanan arkadaşımın eşi, yasal zorunluluk üzerine Almanya'da dil kursuna devam etti. O dershane de iken, küçük çocukları da diğer katılımcıların çocukları ile aynı yuvaya devam etti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder