23 Haziran 2012 Cumartesi

Almanya’daki Çalışma ve Oturma İznim ile İlgili

Öncelikle süreç tahmin ettiğimden uzun ve karmaşık oldu.  Şaşırtıcı sürprizler ile de karşılaştık.  Örneğin Alman yetkililerin aile birleşimi işlemi için eşimden, İstanbul’daki konsoloslukta önceden bildirilen belgelerden daha fazlasını, başvuru esnasında istemeleri, web sitelerinde yeterince bilgi bulundurmamaları bizi şaşırtmıştı.  Telefon ile bilgi almakta oldukça zordu. Gelin, görüşme esnasında konuşun cevabı alınıyordu. 

Şirketimizde o ana kadar Türkiye’den yurtdışına transfer olan ilk Türk olduğum için, yerel Türk şirketimizin altyapısı yetersizdi, insan kaynakları departmanı daha önce böyle bir prosedür takip etmemişti.  Şu anda düşündüğümde, keşke bir danışmanlık şirketi ile çalışılsaydı diyorum.  Biraz "yaşa ve öğren" oldu benimkisi şirketimiz için.  Benden sonra yurtdışına atanan arkadaşlarım için ise, öğretici bir tecrübeydi.  O arkadaşlarımın işlemleri daha bir birikimli olarak takip edildi. 

Almanya’da ikamet adresim Heusenstamm’da olduğu için, tüm oturma iznine dair işlemlerimi Dietzenbach’taki yabancılar dairesinde hallettik.  Önce ben tek başıma, İstanbul’dan aldığım geçici vize ve sonradan Frankfurt’ta aldığım çalışma izni ile başvurup, bir seneliğine aldım.  Daha sonra aile birleşimi için ailem İstanbul’dan aldıkları geçici vize ile başvurup (benden 3 ay kadar daha geç tamamlandı), oturma izni aldılar.  Bu bir senenin sonunda, üçümüz tekrar başvurduk ve bu sefer iki senelik oturma süresi aldık.  Sonuç olarak ben pratikte Temmuz 2004’te yerel şirketimizden ayrılıp, Frankfurt ofis için çalışmaya başladım.  Çalışma ve oturma izinlerimin tamamlanması sene sonunu buldu ve yerel şirketin bordrosundan Aralık 2004 sonunda çıktım.  Almanya’daki şirketimizin bordrosuna Ocak 2005’te girdim.  Ailem ise anca bu aşamada aile birleşimi işlemlerine başladı ve Mart 2005 gibi tamamlandı.  Nisan ayında Almanya’da yaşamaya başladılar.

Küçük bir not, bu vizelerimiz pasaportumuzda olduğu sürece hem Schenghen vizesine ihtiyacımız olmadan Avrupa’da seyahat ettik.  Hem de yurtdışı çıkış harcında ailece muaf tutulduk.

Ben veya ailem herhangi bir dil kursu zorunluluğuna tabi tutulmadık.  Veya Almanca bir dil sınavına.  Ancak benden sonra Almanya'da farklı bir şirketimize atanan arkadaşımın eşi, yasal zorunluluk üzerine Almanya'da dil kursuna devam etti.  O dershane de iken, küçük çocukları da diğer katılımcıların çocukları ile aynı yuvaya devam etti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder