Döner
aldığım bazı dönercilerin, ya da alışveriş yaptığım bazı marketlerin PKK
sempatizanı olabileceğini düşünüyorum. Almanya içinde yaptığım çeşitli
seyahatlerde, birkaç kez şehir merkezlerinde PKK’lıların açtığı standlara
rastlamıştım. Bir masanın üzerinde
poster ve broşürler ile, birkaç PKK sempatizanı örgüt propagandası
yapıyordu. Yine ailece yaptığımı
turistik bir seyahatte (Wernagorade yanılmıyorsam) merkezdeki bir dönerciden
döner aldım. Adam beni görünce çok
şaşırdı, “buralara hep Avrupalı turist gelir ve Türkler bulunmaz” diye. Memleketimi
sordu, Ankaralı olduğumu söyleyince, “Batı Anadolu’dansın demek” dedi ve ters
ters baktı. Doğrusu bir Ankaralı olarak,
hiçbir zaman bu şekilde nitelendirilmemiştim ama Muşlu olduğunu öğrendiğim
dönercinin ters bakışları beni rahatsız etti.
Özel
kullanımımız için arabayı Türkiye’den göç etmiş, Almanya’da yaşayan bir Kürt
aileden almıştık. Parayı ödemeden
sordum: “Terörle bir alakanız oldu mu
yoksa kusura bakma hakkımı helal edemem”.
Doğrusu bu soruyu sormadan çok düşündüm.
Sadece Kürt kökenli olan Anadolu’dan göçen bir aileye böyle bir soru
sormaya hakkım var mı diye? Öte yandan
Almanya’daki kısa tecrübemde birçok PKK sempatizanı ile karşı karşıya
gelmiştim. Sorunun muhattabı hiç garipsemedi,
“bizim terörle işimiz olmaz dedi, sen de hakkını helal et” dedi. Helalleştik.
Eylül 2009’da bir iş seyahati için Düsseldorf havalimanına inip, taksi
ile Wuppertal’a geçmiştim. Şehre
girdiğimde bir yürüyüşe rastladım. 100
kişilik bir PKK grubu, polis kontrolünde yürüyüş yapıyordu. Üzerlerinde Abdullah
Öcalan’ın resmi olan t-shirtler, ellerinde posterler vardı. Almanya’da
yaşadığım üç sene boyunca hiç bu kadar kapsamlı ve organize bir eylem
görmemiştim. Gösteri yapılan dönemin, o
dönemde görev yapan Türk hükümetinin “Kürt Açılımı” adında bir program üzerinde
çalıştığı günlere denk geldiğini anımsıyorum.