Yurt dışında
yaşamaya karar vermek, belli bir süre için bile olsa, çok önemli bir karar. Öncelikle alıştığın kültürden tamamen farklı
bir kültüre gidiyorsun. Evinden,
ailenden, arkadaş ve sosyal çevrenden, alışkanlıklarından uzak kalırken,
tamamen yeni bir eve, sosyal çevreye, şehir ve ülkeye alışmaya çalışıyorsun.
Almanya’da kalışım benim hayatımda ikinci yurt dışı yaşama tecrübemdi. İlki üniversiteden hemen sonra lisansüstü
eğitimim için ABD’ye gidişimdi. Ancak hem
iş için olması hem de ailece gittiğimiz için, ilkine göre oldukça farklı bir
tecrübe idi. Bu bölümde, bir expatriate
olarak yurt dışında yaşamaya dair fikir ve tecrübelerimi paylaşmaya gayret
edeceğim.
Bu dönemde
Japonya’da ikamet eden Türk expat’lar vardı.
Türk televizyonları bu aileler ile canlı yayınlar yaptı. Bir kısmı Türkiye’ye dönerken, diğerleri
Japonlar gibi ülkede kalmayı tercih ettiler.
Tokya acaba riskte miydi? Japon
yöneticiler halk ile bilgileri doğru paylaşıyorlar mıydı? Yoksa ülkenin bu zor dönemi en az hasar ile
atlatması için, bazı riskler toplum sağlığına rağmen alınıyor muydu? Biz Tokyo’da expat olsaydık, ne yapardık? Ya
da expat olarak yaşadığınız ülkede, bu tip doğal faaliyetlere karşı nasıl
hazırlık yapmak lazım. Böyle durumlarda
nasıl hareket etmeli?
Ortak Karar Vermek
Yurtdışında
görev teklifi aldığımda, ilk cevabım eşimle konuşmam gerektiği oldu. Ben bu teklifi değerlendirirken, bütün süreç
boyunca eşimi en ince ayrıntısına kadar bilgilendirdim. Kararı da beraber almaya çok özen
gösterdim. Eğer eşim en ufak bir
tereddüt gösterse idi, belki de yurt dışı görevine gitmeyebilirdik. Benden sonra da yurt dışı görevler teklif
edilen tüm arkadaşlarıma öğüt vermişimdir.
Yurtdışında başarılı olmanın yolu, ailece mutlu, sağlıklı ve huzurlu
olmaktan geçer. Bunun içinde kararı
verirken, en başından her bilgiyi çok açık olarak paylaşmalı, son kararı da
beraber vermeli. Yurtdışında mutsuz bir
eş, huzursuz bir ev hayatına, o da başarısız bir iş yaşamına dönüşebilir.
Yurtdışı Seyahatleri
Yurtdışında
yaşarken ailem ile mümkün olduğu kadar Almanya’yı, hatta Avrupa’yı gezip
görmeye çalıştık. Bunun yanı sıra farklı
kıtalardaki bir kaç ülkeyi de görme fırsatımız oldu. Bir kaç seferde iş seyahatimde ailemi yanımda
götürdüm ve işim bitince izin alarak o ülkede kaldık. Bazılarında ise direk tatil yapmak üzere
gittik.
Benim hangi
ülkede çalışıyor olursa olsun, expatriate olarak görev yapan veya yapacaklara kuvvetli
önerim, yurtdışında gerek bulundukları ülkeyi, gerekse yakın ve oradan kolaylık
ile gidebilecekleri diğer ülkeleri gezmeleri.
Bu hem ailece beraber zaman geçirmeye, yurtdışı tecrübesinde güzel ve
eğlenceli hatıralar oluşturmaya katkıda bulunur, hem de bu ülkeleri tanımak adına
iyi bir fırsattır. Daha iyi tanıdığınız
ülkelerde, iş yapma beceriniz artar.
Yerel çalışanlar ile ortak nokta sağlar.
Kişisel bilgi ve birikim için çok faydalıdır. Ayrıca, Türkiye’de yaşayanlara göre bu
seyahatleri gerçekleştirmek hem daha kolaydır, hem de daha ekonomiktir.
Yerleşim ve Ev
Almanya’da
üç sene boyunca Frankfurt merkezine yakın, Offenbach’a bağlı Heusenstamm
kasabasında kaldık. Bu evi hangi
kriterlere göre seçtiğimizi daha önceki bölümde anlatmıştım.
Bir çok
insanın gözünde bırakın yurt dışında yaşamak, İstanbul içinde ev değiştirme
fikri bile kabuslara yol açabilir. Bekar
olanlar için belki daha kolay olabilir ama evli ve çocuk sahipleri için daha da
zorludur. Biz ailece eve amaç değil,
araç olarak bakıyoruz ve taşınmak da hayatımızın alışılmış bir parçası haline
geldi. Taşınma şirketleri, taşınma
öncesinde, sırasında ve sonrasında dikkat edilmesi gereken konular,
faydalanılabilecek kontrol listeleri gibi konularda uzmanlaştık. Yeni bir eve adaptasyon süremiz bir hafta
kadar kısaldı. Profesyonel taşınma
şirketleri sağ olsun, artık taşınmak eski günlere göre çok daha kolay. Hepimizin ailesinde veya tanıdıklarında
taşınma hikayeleri vardır: Eşyaların
kendileri tarafından toplandığı, paketlendiği, temizliğin kendilerince
yapıldığı, sadece bir kamyon tutulduğu meşakatli günler. Şimdi mevcut eşyalarınızı hiç toplamadan,
taşınma şirketi sizi yeni evinize aynı şekilde yerleştiriyor.
Bu kadar sık
taşınmak tabi ki tercih edilir bir durum değil.
Avantajı var mı? Benim hoşuma
giden yönü, her taşınmada tüm eşyalar elden geçtiği için, kullanılmayan tüm
eşyaların elden çıkarılması. Aynı evde
zamanla biriken kullanılmayan bir çok yükten kurtulmak. Peki benim en sevmediğim bölüm hangisi? Perde kısmı.
Her yeni evin, yeni perdelere ihtiyacı olur. Ben de bu kısmı hiç sevmem doğrusu.
Ev
değiştirirken dikkat edilmesi gereken bir hususta, nakliye esnasında
oluşabilecek hasarlar. Yurt içi
taşınmalardan çok, yurt dışı taşınmalarında bu konuya dikkat etmek, mümkünse
eşyaları sigortalatmak gerekiyor. Ancak
bu sigortalama işleminin de kademeleri var.
Bazı sigortalar hasarın belli bir yüzdesini öderken, bazıları % 100
karşılıyor. Sigorta yaptırırken bu konuyu mutlaka sormak lazım, aksi takdirde
nakliyeciler standart sigortalama yapabiliyorlar (belli bir yüzdeyi tazmin
eden).
Seçimler
Yurtdışında yaşadığımız
dönemde bazı seçimlere de denk geldik.
TC vatandaşı olarak, yurt dışında yaşasak da oy verme olanağı o dönemde olmadı. Gördüğüm kadarı ile seçimlerde, sınırlara
koyulan sandıklarda oy verme işlemi yapılabiliyor. Örneğin İstanbul Atatürk Havalimanında
nispeten uzun bir süre oy sandıkları ve yetkilileri duruyordu. Ancak ABD gibi bazı ülkelerin uygulamaları,
farklı ülkelerdeki büyükelçiliklerinde, veya önceden erleri duyurulmuş oy
merkezlerinde, vatandaşlarına oy kullanma imkanı tanıyorlar. Bizde henüz benzer bir uygulama yok ama olsa
iyi olur. Bildiğim kadarı ile
devletimizin bu yönde çalışmaları var.
Japonya’da Deprem
Mart 2011’de
Japonya büyük bir deprem ile sarsıldı.
Deprem’e alışık olan Japonya, hazır olmadığı büyüklükte bir Tsunami ile
karşı karşıya kaldı. Onbinlerce ölü ve
yaralı dışında, nükleer tesislerinde uzun süre durdurulamayan sızıntılar,
halkta önce panik yarattı. Enerji krizi
ortaya çıktı. Japonya’daki arkadaşlarım bana aşağıdakileri sıcağı sıcağına
yazmıştı:
·
Enerji
kısıtlamalarından dolayı asansörler bir süre çalıştırılmamış, onlarca katlı
gökdelenlerin yangın merdivenleri fitness salonları gibi kokmaya başlamış,
·
Trenlerde
çalışmamış, insanlar evden işe, isten eve gidip gelmede bir süre ciddi
sıkıntılar yaşamış,
·
Cep
telefonları uzun süre çalışmamış,
·
Marketlerde
pil, konserve, gıda maddeleri tükenmiş,
·
Depreme
yakın bölgelerde ise doğalgaz, su ve elektrik tamamen kesikmiş, insanlar
arabalarında yaşamışlar bir süre, 200.000’e yakın kişinin yeri değiştirildi,
Deprem’den
sonra ciddi huzursuzluk yaratan konular arasında nükleer sızıntının yayıldığı
alan ile, bu bölgede yetiştirilen tarım ürünlerinin tüketimi oldu. Yağmurda dışarı çıkılmaması, yağmur
damlalarının direk tene değmesinin önüne geçilmesi istendi.
Sanırım ilk
işlerden biri, bulunduğunuz ülke veya şehirdeki Türk büyükelçiği veya
konsolosluğu ile bağlantıya geçmek en doğrusu.
Son zamanlarda ne zaman yurtdışında kriz meydana gelse (doğal veya
değil), bu ülkelerdeki büyükelçilik görevlilerimiz son derece organize ve
proaktif çalışıyorlar. Türkiye’de,
Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kriz masaları kuruluyor. Gerekirse tahliye çalışmaları yapılıyor. O yüzden, ilerideki acil bir durumu göz önüne
alarak, önceden büyükelçilik veya konsolosluk çalışanları ile kontak kurmak,
acil durumlarda aranacak numaraları öğrenmek, ileride karşılaşılacak bir
krizde, son derece faydalı olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder