Önce televizyon'dan başlayalım: Almanya'da oturduğumuz mahallede eve uydu anteni taktırmak yasaktı. Tek imkanımız kablodaki kanalları seyretmekti ki burada herhangi bir Türk kanalı mevcut değildi. Daha sonra üyelikle edinebildiğimiz, yabancı kanalları seyredebildiğimiz bir sisteme girdik. Türkiye'deki şifreli kanallar gibi kartlı bir kutuyu, televizyonumuza bağladık. Hem İngilizce bazı kanalları hem de Türk kanallarını seyredebildik.
Almanya’ya ilk gittiğimiz günlerde sadece TRT-Int seyredebiliyorduk. O zamanlar özel televizyonların Avrupa’ya özel yayın yapan kanalları yoktu. 2007 gibi Kanal D, ATV, Star gibi özel kanallar, Avrupa’ya özel yayın yapmaya başladır. Örneğin Kanal D, Euro-D olarak. Zamanla bu kanalların sayısı hızla arttı. Hem Türkiye’deki birçok kanalı, hem de bunların Avrupa’ya özel yayınlarını izlemek son derece kolaylaştı.
Yine ilk yurtdışında yaşamaya başladığımız 2004 ile şu an arasında çok ciddi bir fark var: Internet üzerinden Türk kanallarını takip etmek son derece kolay. Ben şu an seyahatlerimde bile, yurtdışından Türk televizyonlarını gayet rahat seyredibiliyorum. Ancak bu imkan o senelerde hemen hemen hiç yoktu. Televizyonların internet siteleri sadece yayın akışı ve genel bilgilerden oluşuyordu.
Almanya’ya ilk gittiğimiz günlerde sadece TRT-Int seyredebiliyorduk. O zamanlar özel televizyonların Avrupa’ya özel yayın yapan kanalları yoktu. 2007 gibi Kanal D, ATV, Star gibi özel kanallar, Avrupa’ya özel yayın yapmaya başladır. Örneğin Kanal D, Euro-D olarak. Zamanla bu kanalların sayısı hızla arttı. Hem Türkiye’deki birçok kanalı, hem de bunların Avrupa’ya özel yayınlarını izlemek son derece kolaylaştı.
Yazılı basına gelince: Aynı
şekilde, 2000’lerin sonlarına doğru Avrupa’da basılan ve Avrupa’ya özel ekleri ile
yayınlanan Türk gazetelerin sayısı hızla arttı.
Ancak Türkiye’den farklı olarak, bu gazeteler Pazar haricinde, haftanın
altı günü yayınlanıyordu. Türkçe
gazetelere ulaşmak çok kolay, benzin istasyonları dahil olmak üzere birçok
yerde satılıyor. Hürriyet’in satış
fiyatı 1EU idi. Abonelik ile eve teslim
imkanı, pahalı da olsa vardı. Zamanla Avrupa'da basılıp, dağıtılan Türk gazetelerin sayısı arttı. Bu gazeteler haber olarak ağırlıklı Türkiye baskılarından yararlansalar da, çoğunun Avrupa haber bürolarından gelen ve gurbetçilerimize hitap eden bölümleri mevcut.
Ben yurtdışında
yazılı Türk basınını daha çok internetten takip ettim. Yine 2000li yıllarda Türk gazeteleri
internet’e önem vermeye başladılar. Hem
haberleri takip edebiliyor (Habertürk gibi haber sitelerinden), hem de
gazeteleri ve köşe yazılarını kolayca okuyabiliyorduk.
Teknolojik gelişmeler
sayesinde şimdi internet vasıtası ile Türkiye’deki televizyon kanallarını
izlemek, radyolarını dinlemek, gazetelerini hatta dergilerini okumak son derece
kolay. Bazen nostalji olsun diye bizde,
İstanbul'da Frankfurt merkezli yayın yapan FFH radyo kanalını dinliyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder